Versions Compared

Key

  • This line was added.
  • This line was removed.
  • Formatting was changed.

...

Sure, her azim söz gibi önce Söz Sahibini över, O'nu tanıtır: "Rahman ve Rahim Olan Allah'ın adıyla! Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun! O Allah ki, Rahman (tüm yaratıklara dünyadayken ...) ve Rahim (ve sadece Müminlere hem de ahiretteyken merhametlidir)'dir. Din gününün (mahşer'de Hesap günü) Sahibi'dir." Buraya kadarı övgü ve tanıtımı kapsar. Daha sonra insanlıpın her zamanki duasını dillendirir: "Sadece Sana kulluk eder ve sadece Sen'den yardım dileriz!" ve bu cümleyle sureyi özetler: "Bizi Sırat-ı Mustakim'e (doğru yöne götürecek yola) yönelt!". Ve surenin geri kalanında bu yolun vasfını duamızın son parçası olarak sıralar: "O yol ki, onda nimet verdiklerini yöneltmişsin; gazabına düçar olanları ve dalalete düşenleri değil!".

"Sırat*-ı Mustakim" nedir? Neden "yol" anlamına gelen "sırat" kelimesi kullanılmış da, sadece "yön" anlamına gelen "istikamet"le yetinilmemiş? Azacık düşününce, nedenini bulmak da zor değil: birisi bizden bir yol tarifi isterse, gideceği yerle aramızda bir nehir varsa ve geçmesi gereken köprü farklı yondeyse adama sadece yönü gösterip nehirde boğulmaya gondermeyiz. Adama yolu - ne kadar başlangıçta ters istikamette olsa bile - gösterir, hedefe nasıl varacağını anlatır ve sağ salim oraya varmasını sağlarız. Sadece bu tek ayette dünyalarca hikmet yatıyor: bir çoğumuzun "Kalbim temizdir, ben kurtulurum", "İnsan aklı üstündür, biz Yaratan'ımızı kendimiz bulabiliriz, peygamberlere ne gerek var?!", "Gideceğim nokta bellidir, gerisi kolaydır" misalinden nice iddiaları ta baştan çürütüyor, sanki "Ey Ademoğlu! Yönü bilsen de yolu bilmen mümkün değil! Halin ne olur Rehber'ler göndermezsek!" diyor bizlere. Ve Fatiha böylece bitiyor ve talebimize cevap olarak Kelam Sahibi mesajına "Elif! Lam! Mim!" diye Bakara suresine başlayarak, oradan itibaren duamıza icabet ediyor. 

...